49,7291$%0,17
55,7107€%-0,15
66,5091£%-0,19
6.392,95%-0,50
3.993,25%-0,78
%
02:00
Haber : Melis YILDIRIM
(ANKARA) – Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Betül Doğan Akkaş, Türkiye’nin yakın dönemde katıldığı Mekke İttifakı ve Bedir İttifakı’nın ABD’nin bölge politikasına ters ve agresif bir hedefi olmadığına dikkati çekerek, her iki ittifak ile İsrail‘e ve İran’a karşı caydırıcılık geliştirilmesinin beklendiğini vurguladı.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasındaki Bedir Mutabakat Zaptı, Türkiye’nin son dönemde dış politika ve savunma alanında attığı adımlar olarak öne çıkıyor. Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Betül Doğan Akkaş, bu ittifak ve anlaşmaların Türkiye için ne ifade ettiğini ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
Anlaşmalarla herhangi bir devletin hedeflenip hedeflenmediği sorusu üzerine Akkaş, hem Körfez’deki ülkelerin hem de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bunun savunmacı bir anlaşma olduğunu, üçüncü bir tarafı hedef almadığını ve bu ülkelerin üçüncü ülkelerle ilişkilerinde dış müdahaleye açık olmadığını söylediğini anımsattı. Akkaş, “Mesela Pakistan, Türkiye’yi Hindistan ile ilgili bir muharebe için Hindistan’a götüremez. Pakistan kendi güvenliğini güncelleyebilir ya da Suud Türkiye’yi Yemen’e götüremez, Suud’un güvenliği için Suudi Arabistan’a gidebilir” ifadesini kullandı.
“BARIŞI ZEDELEYECEK UNSURLAR KARŞISINDA CAYDIRICILIK İNŞA ETME ÇABASI VAR”
Akkaş, “Fakat altını mutlaka çizmek lazım. İran hedef alınmamış olsa da İran ekseninde, Husiler gibi aslında bölgedeki barışı zedeleyecek unsurların karşısında caydırıcılık inşa etme çabası mutlaka var. Nasıl İsrail doğrudan söylem nezdinde anlaşmaya dahil edilmemiş olsa da İsrail’e karşı ülkeleri korumak gibi… İsrail’in Orta Doğu‘da oluşturduğu güvensizliği başka türlü yenemeyecek bu devletler” değerlendirmesini yaptı.
Bu anlaşmaların ABD’nin Orta Doğu‘daki güvenlik tahayyülünün karşısında olmadığını vurgulayan Akkaş, ABD’nin Orta Doğu için isteklerinin, İran’ın agresif politikalarının son bulması, bölgedeki makul liderlerin güvenli bir paradigma içerisinde politika üretmesi yönünde olduğunu dile getirdi. Akkaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunların hiçbirisi ABD’nin çıkarlarına ters değil. Çünkü Türkiye kamuoyunda şöyle bir yanılgı var. Türkiye evet Körfez’e ve Orta Doğu’daki başka ülkelere, Endonezya’ya, Pakistan’a, mühimmat satıyor. Ama Körfez’e satılan mühimmatların ABD yüzde 90’ını satarken Türkiye yüzde 2’sini bile satamıyor. Burada zaten dehşet bir uçurum var. Savunma sanayi antlaşması neden Bedir’de öncelendi? Çünkü bu ülkelerin birbirine entegre know-howlarının olduğu ve daha makul mühimmatları üretebildikleri bir bakım, onarım ve ortak üretim projesi sistemine ihtiyaçları var. Yoksa büyük ölçekteki mühimmatları ABD’den almaya devam ederken küçük mühimmatları onlara entegre edemeyecekler. O yüzden bu bir küresel savunma sanayi trendi. Biz de bunu şu an iş birliği yapabildiğimiz ülkelerle yapmaya çalışıyoruz. O yüzden ABD’ye ters değil. Fakat agresif olarak çarpıştığı bir hedefi yok. Ama tabii ki İsrail’e ve İran’a karşı caydırıcılık getirmesi bekleniyor. Getirir mi, getirmez mi, bunu önümüzdeki dönemde göreceğiz.”
“KAZANAN YEMEN İSTİKRARI OLSUN”
Akkaş, söz konusu girişimlerin Türkiye’nin İran ile ilişkilerini olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği sorusu üzerine, İran’la ilişkilerin gerileceğini düşünmediğini belirterek, “Öncelikle kazanan Yemen istikrarı olsun, ona ek olarak Suud’un sınır güvenliği, İran’ın oraya müdahalesi azaltılarak bir denge kurulabilir. Yemen’de devam eden bir iç savaş var. 18 milyon insan açlık sınırında yaşıyor. Sadece Suud’daki havalimanları değil, Yemen toplumunun hayatı da çok önemli” dedi.
Akkaş, Türkiye’nin bu noktadaki rolünün her iki çıkar grubunu dengelemek olduğunu vurgulayarak, “Biz Suriye’de de çok benzer bir şey yaptık. Libya’da da öyle bir şey yapıyoruz. Tabii ki üçüncü dosya çok ağır, büyük bir dosya. Ama neden olmasın? Bu siyasi çıkarlar ve denge gözetilirse bölge için hayırlı olur” dedi.
Anlaşmaların NATO ile bir çelişki teşkil edip etmediği sorusu üzerine Akkaş, “Her iki grupla beraber çalışsa da Türkiye’nin biriyle yaptığı askeri şeyler daha çok öne çıkıyor. Almanya ile kurduğu güvenlik ilişkisi başka bir denklemde. O yüzden orada kurduğu mikro güvenlik ilişkileri daha çok Rusya etkisinin önceliklerini azaltmak için, terörle mücadele üzerine vesaire. Haliyle bu, endeks doğuya dönük gibi gözüküyor” dedi.
Akkaş, Türkiye’nin savunma sanayinde konumunu güçlendirmek istediğini kaydederek, bunu yapmanın yollarından birinin de daha fazla askeri anlaşma yapmak olduğunu söyledi. Buna en çok ihtiyaç duyan ülkelerin Orta Doğu’da, Afrika’da veya Asya’da olduğuna değinen Akkaş, “Siyaseten Doğu’ya dönüldü gibi değil ama Türkiye’nin pragmatik dış politikası dönem dönem böyle eksenler değiştiriyor. Avrupa Birliği’nin rafa kalkmış olması, Trump’ın ABD Başkanı olması, bunların hepsini etkiliyor” dedi.
Akkaş, dış politika yapıcılarının Batı’dan gelen destek ve iş birliklerine de sıcak baktığını sadece Doğu’ya odaklanmadığını ifade etti.
1
Bolu’da otoyolda sağanakta şarampole yuvarlanan araçtaki 2 kişi yara almadı
14418 kez okundu
2
Isparta Sütçüler’deki Yazılı Kanyon’da mahsur 13 kişiden 3’ü kurtarıldı, 1 kişi öldü
805 kez okundu
3
Isparta’da kanyonda mahsur kalan 14 İHH gönüllüsünden biri öldü! 13 kişi için zamanla yarış
711 kez okundu
4
10 ülkeden yaklaşık 3 bin sporcunun katıldığı Gelibolu Maratonu sona erdi
697 kez okundu
5
Zonguldak’ta su taşkını nedeniyle jandarma kamyon dışındaki araçları durdurdu
647 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.