Diyarbakır’da aileleri de kapsayan masal projesi ekran bağımlılığıyla mücadele edecek

Diyarbakır'da İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Karacadağ Kalkınma Ajansı işbirliğiyle hazırlanan masal projesi, öğrenci ve aileleri ekran bağımlılığından uzaklaştırmayı hedefliyor. Bu yıl ailelerin katıldığı etkinliklerle okuma kültürünün aile içinde yaygınlaştırılması amaçlanıyor.

Diyarbakır'da hayata geçirilen "Surların Gölgesinde Masaldan Bilime Projesi" ile öğrenci ve ailelerinin ekran bağımlılığından korunması amaçlanıyor.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Karacadağ Kalkınma Ajansı işbirliğinde Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilen Aile ve Nüfus On Yılı (2026-2035) vizyonu ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında ekran bağımlılığıyla mücadele, aile bağlarının güçlendirilmesi, çocukların sağlıklı iletişim kurması ve duygularını ifade etmesi için "Surların Gölgesinde Masaldan Bilime Projesi" hazırlandı.

Proje kapsamında öğrenciler, öğretmenler ve ebeveynler, "Masal Dede" olarak tanınan yazar Yücel Feyzioğlu ve çocuk kitapları yazarı Şevval Bayrak Günaydın'ın konuk olduğu masal anlatım etkinliklerine katılıyor, okudukları masallara yönelik söyleşiler ve etkileşimli etkinlikler gerçekleştiriyor.

Projeyle Anadolu'nun zengin masal mirasının genç nesillere aktarılması, aile içi yüz yüze iletişimin kurulması, öğrencilerde hayal gücü, yaratıcılık, dinleme ve düşünme becerilerinin geliştirilmesi ve öğretmenlerin masalları disiplinler arası öğrenmede kullanması hedefleniyor.

Eğil ilçesine bağlı kırsal Bahşiler Mahallesi'nde Bahşiler İlkokulu bahçesinde de masallar anlatan Feyzioğlu, çocukları da masal karakterlerine büründürerek hayal dünyasında yolculuğa çıkardı.

"Çocuklar okuma kültüründen uzaklaşıyor"

İl Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli proje koordinatörü Muzaffer Koç, AA muhabirine, çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmanın yanı sıra onları ekran bağımlılığından uzaklaştırmayı amaçladıklarını söyledi.

Koç, "Çocuklarımız giderek okuma kültüründen uzaklaşmakta. Bunda en büyük etken ekran bağımlılığı. Okuma kültüründen uzak oldukları için çocukların hayal güçleri, konuşma, kendilerini ifade etme ve yazma becerileri gerilemekte. Bunun önüne geçmek için böyle bir proje geliştirdik. Geçen yıl projeyi sadece öğrenciler üzerinden yürütmüştük. Bu sene değişikliğe gittik ve aileleri de işin içine kattık. Böylece okuma kültürünü sadece öğrencide değil ailede de oluşturmaya çalışıyoruz." dedi.

Yazar Feyzioğlu da 79 yıllık hayatı boyunca pek çok ülkeyi gezerek derlediği 648 masalın yer aldığı 51 kitabının yayımlandığını söyledi.

Bir çocuğun kişilik ve kimlik sahibi olarak büyüyebilmesi için öz kültürüyle büyümesi gerektiğini belirten Feyzioğlu, şunları aktardı:

"Duyusal olarak çocuklarımız bizim masallarımızla büyüsün. Çıkış noktamız bu. Ben Grimm Kardeşler masalıyla büyüdüm. Bu beni yönlendiren bir olay oldu. Sonra Almanlar benim masalımı okutmaya başladılar. Sihirli Limon kitabım Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde (2002 yılında) en sevilen 20 kitap (Çocukların hayal dünyasını geliştiren 20 etkileyici kitap) arasında seçildi. Her çocuğa okuttular. Özellikle Almanya, Avrupa masalları günlük hayatta çok kullanıyor. Almanya'da öğretmenler bana 'Bizim gelişmişliğimizin, zenginliğimizin altında masallar var' dedi. O zaman çok ilgimi çekti. Ben de başladım bizim masalları derlemeye. Anadolu'dan, Balkanlar'dan, Mezopotamya'dan derledim. Dünyada yazıya geçen ilk masallardan biri de Mezopotamya'da Dicle kıyısında yazılan Adapa'dır."

Eğitimin ailede başladığını vurgulayan Feyzioğlu, "Projeye aileleri katmadan olmaz. Avrupa'da bunun adı çocuk edebiyatı değil. Aile ve çocuk edebiyatıdır. Bunu yaygınlaştırmamız lazım. Aileler masalı çocuktan dinlemeli. Buna ailelerin ve öğretmenlerin katılması lazım. Anne baba kahvaltı yapıyor ama çocuğun önüne telefondan film açıyor. Çocuğu daha başlangıçta bağımlı hale getiriyorlar. Bu bağımlılıktan kurtarmak için diyalog olması şart. Bu gelecekte sıkı bağı da beraberinde getirir." ifadelerini kullandı.

"Kitap okuyunca insan daha çok fikir üretebiliyor"

Etkinliğe katılan 9 yaşındaki Umut Memiş ise etkinliğin çok güzel geçtiğini dile getirerek, "Telefonla oynayan beyin çok yavaş, kitap okuyan ise hızlı çalışır çünkü kitap beyne sağlık verir." diye konuştu.

Ailesinin telefon kullanmasına ve televizyon izlemesine sadece hafta sonu izin verdiğini anlatan 7 yaşındaki Ayşe Arin Akarsu da etkinlikte kitap okumanın önemini çok iyi anladığını kaydetti.

Akarsu, "Kitap okuyunca insan daha çok fikir üretebiliyor. Hayal gücü gelişiyor. Bugün de kitaptaki her şeyi canlandırdık. Güzel şeyler yaşadık." dedi.

9 yaşındaki Menesa Memiş ise hikayeler okuyarak zihnini güçlendirmeye çalıştığını söyledi.