49,5962$%0,08
55,7596€%0,05
66,5207£%0,26
6.601,62%0,43
4.140,93%0,39
%
15:43
21 Ekim 2026 Çarşamba
Trendyol 1. Lig’in 12. haftasında oynanacak Boluspor-Van Spor FK karşılaşmasının biletleri online satışa sunuldu. Mücadelenin kale arkası ve misafir tribünü biletleri 140 liradan satışa çıktı.
Trendyol 1. Lig’in 12. haftasında Boluspor, 23 Ekim Cuma günü saat 20.00’de Bolu Atatürk Stadyumu’nda Van Spor FK ile oynayacak. Karşılaşmanın biletleri Passo üzerinden satışa sunuldu. Boluspor Kulübü’nden yapılan açıklamada, taraftarların maç günü Passo kart ve bilet işlemlerini Bolu Atatürk Stadyumu önünde bulunan Passo gişesinden de gerçekleştirebileceği belirtildi. Karşılaşmanın bilet fiyatları kale arkası ve misafir tribünü için 140 lira olarak belirlendi.
Uluslararası Arabuluculuk Genel Müdür Vekili Büyükelçi Alp Ay, kriz içinde olan ülkelerin veya halkların güvenine sahip olunmadığı takdirde çözüme katkı sağlamanın zorlaştığını belirterek, ” Türkiye‘nin en büyük avantajlarından biri muhatap olduğumuz ülke ve halkların bize güvenmeleri.” dedi.
Ay, “Barış İçin Ortaklıklar ve Yeni Perspektifler: Değişen Dünyada Arabuluculuk” temasıyla 23-24 Ekim’de düzenlenecek 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’na ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın 2012’den beri düzenlendiğini belirten Ay, bu yıl 9’uncusu düzenlenecek konferansın “Barış İçin Ortaklıklar ve Yeni Perspektifler: Değişen Dünyada Arabuluculuk” temasının dünya gündemindeki ihtiyaçlara göre belirlendiğini söyledi.
Türkiye‘nin Finlandiya ile 2010’da “Barış İçin Arabuluculuk” girişimi başlattığını hatırlatan Ay, “O dönemde bu ihtiyaçlar yavaş yavaş önümüze geliyordu fakat aradan geçen dönemde ihtiyaçların çeşitliliği ve zorluklar artmaya başladı.” dedi.
Ay, bunun temel sebeplerinden birinin, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen Soğuk Savaş ile gelişen dünya sisteminde artık yeni dünyaya uyum süreci yaşanıyor olması olduğunu kaydetti.
Belirli kırılmalar olduğuna ve bunun da gerginlik, kriz ve savaş olarak geri döndüğüne dikkati çeken Ay, 2012’den bu yana düzenlenen her Arabuluculuk Konferansı ile gündemin yakalandığını ve ileriye bakılmaya çalışıldığını belirtti.
Ay, şöyle devam etti:
“Bugün geldiğimiz noktada çatışmaların, silahlı çatışmaların, gerginliklerin, krizlerin sayıca en fazla olduğu tarihte, bir dönemde yaşıyoruz. Özellikle de kendi coğrafyamız ve kendi dış politikamızı dikkate aldığımızda istikrar, barış ve birlikte ekonomik kalkınmayı hedefleyen bir ülkeyiz. Bunu yaparken, bunu sadece ‘işbirliği yapalım ve refaha erelim’ anlamında değil. Aynı zamanda çok sağlam, tereddütsüz sürekli vurguladığımız prensiplerimiz var. Bunların içinde öncelikle adalet var, daha adil bir düzen.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “mazlumun yanında olma” prensibine atıfta bulunan Ay, bunun ister istemez adil barışa götürdüğünü dile getirdi.
Ay, son 20 yıldır Türk dış politikasında insani, barışa ve istikrara yönelik tarafların birleştirilerek bir tutum alındığını ifade ederek, “Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin bu yöndeki tutumu bütün uluslararası toplum tarafından kabul ediliyor.” dedi.
Konferansta çok sayıda uzman ve akademisyenin de yer alacağını dile getiren Ay, programda, Türkiye’nin temel prensiplerini bilen ortaklarıyla, barışın nasıl sürdürülebilir şekilde sağlanacağına dair konuların ele alınacağını anlattı.
Bölgede farklı türde, farklı yoğunlukta krizler ve çatışmalar olduğuna değinen Ay, başta Rusya-Ukrayna Savaşı olmak üzere, Türkiye’nin ilgilenmekle yükümlü olduğu coğrafyalar bulunduğunu anlattı.
Ay, Türkiye’nin Afrika Boynuzu da dahil olmak üzere ilgilenmesi gereken gerginlikler ve krizler bulunduğuna dikkati çekerek, özellikle bu konferansta, dünyanın birçok köşesindeki çatışma ve gerginliklerin çalışılmaya devam edileceğini vurguladı.
Konferansta, söz konusu bölgelere etkisi olacak birlikteliklerin araştırılacağını belirten Ay, şunları kaydetti:
“Hem ilkeleri hem de yeni ittifakları kurmaya çalışacağız. Yeni ittifaklar derken, Birleşmiş Milletlerin önemine inanan bir ülkeyiz. Biz, Birleşmiş Milletlerin önemine inanırken Birleşmiş Milletlerin dünyanın yeni gerçekleriyle uyumlu bir şekilde reform edilmesini isteyen bir ülkeyiz. Bunun önemine yürekten inanan bir ülkeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın yıllardır söylediği, ‘Dünya beşten büyüktür’ ile biz Birleşmiş Milletleri kötülemiyoruz, daha iyi nasıl olabileceğini, daha adil bir etki nasıl olabileceğini soruyoruz.”
Ay, birtakım ilkeler bütünü olduğunu ve aynı zamanda farklı coğrafyalarda farklı çıkarları olan başka aktörler bulunduğunu söyledi.
Söz konusu aktörlerle de iletişimin, işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğine dikkati çeken Ay, böylelikle bölgede barışa, istikrara katkı sağlanabileceğini kaydetti.
Özellikle Soğuk Savaş döneminde, küresel güçler ve kamplaşmaların söz konusu olduğunu hatırlatan Ay, “Şimdi doğal olarak artık bunun dışındayız. Sayın Bakanımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın hep söylediği gibi biz sorunlara ilgili ülkeler, doğrudan etkilenen ülkeler, bunu yaşayan ülkelerce çözüm bulunmasına inanan ancak bu halde bu çözümlerin sürdürülebilir ve uzun vadede olabileceğine inanan bir ülkeyiz.” dedi.
Bunun kısaca “bölgesel sahiplenme” olarak tabir edildiğine dikkati çeken Ay, önemli olanın, sorunlardan doğrudan etkilenen ülkeleri desteklemek ve çözümlerini, birlikte yaşamayı kendilerinin kuracağı düzenlerle ve ilkeler temelinde devam ettirmelerine destek olmak olduğunu anlattı.
Ay, çalışmaların bu yönde ilerlediğinin altını çizerek, konferansta hem Türkiye’nin halihazırda ilgilenmekte olduğu yakın coğrafyadaki krizlerde hem de buna benzer krizlerde neler yapılabileceğinin birlikte ele alındığını söyledi.
Türkiye’nin, Filipinler’den Latin Amerika’ya kadar arabuluculuk alanında önemli rol üstlendiği krizler olduğunu belirten Ay, “Bizim için önemli olan, küresel düzeyde ilişkilerimizi geliştirmek, arzu eden ülkeler veya ülkeler topluluğuna eğitim vermek. Dolayısıyla, karşılaştıkları veya karşılaşmaları muhtemel sorunlara neler yapılabileceğini birlikte konuşabilmek.” dedi.
Ay, arabuluculuk ile “çatışmaların önlenmesinde arabuluculuk, kolaylaştırıcılık, çatışmaların durdurulması, sonlandırılması ve barışın inşası, sürdürülebilir bir barış inşası”nın da ele alındığını vurgulayarak, Türkiye’nin güven konusunda avantajlı bir ülke olduğunu dile getirdi.
Büyükelçi, krizin içinde olan ülkelerin veya halkların güvenine sahip olunmadığı takdirde çözüme katkı sağlamanın zorlaştığının altını çizerek, şunları kaydetti:
“Türkiye’nin en büyük avantajlarından biri muhatap olduğumuz ülke ve halkların bize güvenmeleri. Bu sadece, örneğin dini birliktelik, milli birliktelik, komşulukla değil, bu tutarlılık, açıklık, samimiyet, yapıcılıkla sağlanan bir güven. Dolayısıyla birinci avantajımız bu. İkinci avantajımız, birçok ülkeye nazaran bizim siyasi liderlerimiz, arabuluculuk konusunda bizlere çok net doğrudan destek veriyorlar. Gerekirse kendileri tereddütsüz sahaya iniyorlar ve dolayısıyla başarı şansımızı ve samimiyetimizi en üst siyasi iradeyle gösterme şansımız oluyor. Böyle teknik diplomatların yaptığı çalışmanın ötesine çok rahat geçebiliyoruz, siyaseten takdir edildiği anda. Bu da büyük bir avantaj.”
Arabuluculuk konusunda Türkiye’nin sahip olduğu bir diğer avantajın da “coğrafya” olduğuna işaret eden Ay, bu coğrafyada çok sayıda medeniyetin bir arada yaşadığını söyledi.
Ay, Türkiye’nin bu avantajları olabildiğince kullanmaya çalıştığının altını çizerek, İstanbul’un arabuluculuk konusunda önemli bir konuma geldiğini, küresel uyuşmazlıkların çözülmesine yönelik toplantıların yapıldığı bir merkez olduğunu ifade etti.
Bunun sadece fiziki anlamda olmadığını dile getiren Ay, şu değerlendirmede bulundu:
“İstanbul’un psikolojik bir konumu var, birleştirici konumu var. Bir köprü diyoruz ama köprünün ötesinde bir konumu var. İstanbul, kuzeyi güneyle birleştiren, doğuyu batıyla birleştiren bir şehirdir. Bu anlamda dost, güvenilen, onlara her türlü desteğe açık bir ülkenin şehridir İstanbul. Bir siyasi iradenin şehridir İstanbul. Bu durumda, muhataplarımız bazen bizle, bizimle birlikte, bazen bizden bağımsız yine geliyorlar, İstanbul’da görüşüyorlar. Biz gerek Birleşmiş Milletlerin önemli bir merkezi, gerek görüşmelerin rahatlıkla yapılabildiği bir şehri yaratmış durumdayız.”
Sinoplu umre adaylarına yönelik ‘İbadet Bilinci ve Umre İbadeti’ konulu eğitim semineri düzenlendi.
Sinop İl Müftülüğü Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda konuşan İl Müftüsü Mehmet Arslaner, umre ibadetinin sadece fiziki bir yolculuk olmadığını belirterek, bu sürecin insanın iç dünyasında yaptığı manevi bir arınma ve yenilenme vesilesi olduğunu vurguladı.
Seminer kapsamında uzman isimler tarafından umre ibadetinin usul ve esasları anlatılırken, Mekke ve Medine’deki ziyaret yerlerinin manevi anlamına ilişkin detaylı bilgilendirmeler yapıldı. Programda ayrıca umre adaylarının ibadetlerini huzur ve güven içerisinde tamamlayabilmeleri adına teknik ve idari süreçler hakkında da sunumlar gerçekleştirildi.
Eğitim semineri, umre adaylarının merak ettiği soruların cevaplandırılmasının ardından sona erdi.
Sinop‘un Gerze ilçesinde düzenlenen kan bağışı kampanyasıyla kan bağışının önemine dikkat çekilerek toplumsal farkındalık oluşturulması hedefleniyor.
Gerze ilçesinde Türk Kızılay koordinesinde Haşim ve Zehra Tarı Ortaokulu Kızılay ve Kan Bağışı Kulübü’nce kan bağışı kampanyası düzenlendi. Toplum hizmeti kapsamında hayata geçirilen kampanyayla vatandaşların kan bağışına teşvik edilmesi ve ihtiyaç sahiplerine umut olunması hedefleniyor. Okulun Kızılay ve Kan Bağışı Kulübü rehber öğretmenleri Sibel Emel Yılmaz ve Emine Hatun Karaaslan ile Okul Müdür Vekili Büşra Aksu öncülüğünde gerçekleştirilen kampanyada, kan bağışının hayat kurtaran önemine vurgu yapıldı.
Toplum hizmeti kapsamında düzenlenen kampanyayla kan bağışı konusunda farkındalık oluşturulması ve ihtiyaç sahiplerine umut olunması hedefleniyor.
Aydın Ticaret Borsası ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği heyetinin bir araya geldiği toplantıda, yeni sezon rekolte tahminleri, katma değerli ürün ihracatı, markalaşma ve sektörün sorunlarına yönelik çözüm önerileri ele alındı.
Aydın Ticaret Borsası, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) heyetini ağırladı. KAGİK Salonunda gerçekleştirilen toplantıda, zeytin ve zeytinyağı sektörünün mevcut durumu, sorunları ve ortak iş birliği süreçleri ele alındı. Toplantıya Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, Borsa Yönetim Kurulu ve Meclis Üyeleri ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emre Uygun ve EZZİB yönetim kurulu heyeti katılım sağladı. Toplantı çerçevesinde belirlenen gündem maddeleri doğrultusunda; yeni sezon rekolte tahminleri, ambalajlı ve katma değerli ürün ihracatının artırılması, uluslararası pazarda Türk zeytin ve zeytinyağının rekabet gücünün yükseltilmesi, markalaşma stratejileri ile üretici ve tüccarın karşılaştığı mevcut sorunlar ve çözüm önerileri kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, sektörün tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek ortak akıl yürütmenin önemine değinerek “Aydın zeytini ve zeytinyağı hem sahip olduğu yüksek kalite hem de coğrafi işaretli değerleriyle bölge ve ülke ekonomimizin lokomotif güçlerindendir. Bugün Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliğimiz ile bir araya gelerek sektörümüzün en önemli gündem maddelerini detaylı bir şekilde ele aldık. İhracat potansiyelimizi daha üst seviyelere taşımak, üreticimizin ve ihracatçımızın önündeki engelleri kaldırmak adına ortak projeler üretmeye ve güçlü iş birliğimizi sürdürmeye kararlıyız” dedi. Karşılıklı görüş alışverişi ve gündem maddelerine yönelik değerlendirmelerin ardından toplantı, dilek ve temennilerle sona erdi.