44,6150$% 0.1
51,6379€% 0.29
6.663,20%0,04
11.074,00%-0,35
44.303,00%-0,34
4.635,02%-0,27
02:00
ABD’nin İran’a yönelik olası kara harekatı senaryoları, ülkenin geniş yüzölçümü, dağlık yapısı, çölleri ve stratejik kıyı hattı nedeniyle askeri açıdan yüksek riskli ve maliyetli bir tablo ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu tür bir müdahalenin kontrol edilmesi zor bir sürece dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
İngiltere merkezli Middle East Eye’ın analizine göre; İran’ın 1,4 milyon kilometreyi aşan yüzölçümü ve kuzeyde Hazar Denizi, güneyde Umman Denizi ile Basra Körfezi arasında uzanan konumu, olası bir işgali son derece karmaşık hale getiriyor. Ülkede 2 bin metrenin üzerinde 390’dan fazla dağ bulunurken, 4 bin metreyi aşan zirveler ve yaklaşık 5 bin 700 metre yüksekliğindeki Demavend Dağı, coğrafi zorlukları artırıyor.
Uzmanlar, ABD’nin olası bir kara harekâtında üç temel senaryo üzerinde duruyor. Bunlar; Hürmüz Boğazı ve çevresindeki adaların ele geçirilmesi, güney kıyı hattından ilerleme ve batıdan giriş olarak öne çıkıyor. Ancak her bir senaryonun ciddi askeri ve siyasi riskler barındırdığı ifade ediliyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ihtimali Washington üzerinde baskı oluştururken, İran’a ait adaların kontrol altına alınması da tartışılan seçenekler arasında yer alıyor. Ancak uzmanlar, özellikle Harg Adası’nın ele geçirilmesinin sürdürülebilir olmadığını ve kontrolün sağlanmasının son derece zor olacağını belirtiyor. Ayrıca İran’ın günlük yaklaşık 1,5 milyon varillik petrol ihracatının kesilmesinin küresel enerji piyasasında ciddi dalgalanmalara yol açabileceği vurgulanıyor. İran’ın güneyinde bulunan 42 ada arasında Büyük Tunb, Küçük Tunb ve Ebu Musa adaları jeopolitik açıdan hassas bölgeler olarak öne çıkıyor.
İran’ın güney kıyı şeridinin Irak sınırından Pakistan’a kadar 1800 kilometreyi aşması, savunmayı zorlaştırırken işgalci güçler için de büyük bir operasyonel yük oluşturuyor. Uzmanlar, sınırlı bir kıyı operasyonunun bile hızla geniş çaplı bir çatışmaya dönüşebileceğini belirtiyor. Kıyı bölgelerinin kontrol altına alınması durumunda dahi, güçlerin sürekli saldırı altında kalacağı ve iç bölgelere ilerlemenin kaçınılmaz olacağı ifade ediliyor.

İran’ın geniş coğrafyası ve yer altına yayılmış askeri altyapısı, ülkenin saldırı altında dahi operasyonlarını sürdürebilmesine imkan tanıyor. Füze rampalarının ülke geneline dağılmış olması ve insansız hava araçlarının yer altı tesislerinde saklanması, İran’ın askeri kapasitesini korumasına yardımcı oluyor. Uzmanlar, İran’ın sıvı yakıtlı füzeleri dahi geniş toprak avantajı sayesinde hazırlayıp fırlatabildiğine dikkat çekiyor.
Analizde, ABD’nin İran’a yönelik nihai hedefinin netlik kazanmadığına dikkat çekiliyor. Rejim değişikliği hedefiyle başlatıldığı belirtilen süreçte, haftalar süren hava saldırılarına rağmen İran’daki siyasi yapının sarsılmadığı ifade ediliyor. Tahran yönetimini müzakereye zorlamayı amaçlayan baskı stratejisinin ise şu ana kadar somut bir sonuç vermediği, aksine İran yönetimini daha sert bir çizgiye itmiş olabileceği değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre olası bir işgal, İran’da milliyetçiliği güçlendirebilir ve ülkenin dış müdahale altında müzakereye yanaşmamasına yol açabilir. ABD’nin İran politikasında tutarlı bir büyük strateji eksikliği bulunduğu yönündeki eleştiriler de dikkat çekiyor. Rejim değişikliği hedefinin kısa sürede geri plana itildiği belirtilirken, mevcut yaklaşımın planlı bir stratejiden ziyade İran halkının ayaklanmasına yönelik bir beklentiye dayandığı ifade ediliyor.
Olgun Kızıltepe Haberler.com

1
Dünyayı tedirgin eden itiraf ABD’den geldi: Savaş sona erse bile…
114 kez okundu
2
İran, bir ABD savaş uçağını daha düşürdü
42 kez okundu
3
Ukrayna, Rusya petrolünün kalbini vurdu
28 kez okundu
4
İran’daki pilot kurtarma operasyonunda imha edilen ABD uçaklarının tanesi 100 milyon dolardan fazla
28 kez okundu
5
Nijerya’da iki kiliseye düzenlenen saldırıda 8 kişi öldü, çok sayıda kişi kaçırıldı
27 kez okundu